Öp Kamyonu

I.

…onsuzluğa…

evler asker kesiliyor
ben böyle senden
gidemem…
çünkü; nasıl kuşlar havalandıysa yüzünden
yüzüme çarparak yayıldıysa bahar
çokça sorulur oldu “dünyanın kaç senelik ömrü var”
ahh… biliyorum sokaklar uzun
taşlardan kaleler yapıyor hâlâ çocuklar
anne omzundan dünyaya ters
düşler kuruyorlar yosunlar
“yosunlar düş kurar mı?” deme
mavi toprağın deniz ülkense
beklenir umulur elbette
meydandaki çiçekçiler gibi tutulmaz çiçekler ezbere
tutulmaz güneş, tutulmaz ay, tutulur gece
uzanırım bulutlara, uzatırım çatılara ayaklarımı
ama ben böyle senden
gidemem…
çünkü; nasıl nehirler aktıysa sesinden içime
dağılarak biriktiyse yaz
güllerini demişti biri kalbinde taşıma
tanrı ilk ve son alacaklınsa…
bütün harfler ve ben boşlukta
salınıyoruz sana kelimeler
bulabilmek için günebakan tarlalarına vuran rüzgârı
ben ki hiç görmedim yakından günebakanları
ama ağzımı açsam yıldızlar dökülüyor
ille de bi’şeylere benziyor bulut
yağmur gibi
yağıyorum bazen
anlam kazansın diye şemsiyeler
kalabalık caddelerde elimde sapan
parmaklarımdan eksik yürüyorum
taş atıp kanatmalı geceyi biliyorum
hep eve dönüyorum ama hep
eve gelirken sigaramın ucunda
yanarken buluyorum sokağı
doldurmuşum ardıma çekilmiş perdeler, tüller, arabalar, acılar, akşamlar…
bir de bakıyorum pencerenin kenarına
oturmuş…
kedilere benziyorsun
uykusuzlara, evsizlere, belediye afişlerine, bulutsuzlara, ucunda görünen
Haydarpaşa’ya, incelen kaldırımlara

ıı.

evler asker kesiliyor
ben böyle senden
gidemem…
herkes uyurken sırtıma
yüklüyorum yokluğunu
ben kim miyim?
öp kamyonu…

(…)

Benzer Şeyler